WordSalvo’da Geçerli Üç Harfli Kelimeler
Bu 993 üç harfli kelime WordSalvo’da geçerlidir. İki harfli kelimelerden sonraki adımdır: daha çok puan potansiyeli, daha çok kanca ve tıkanmış bir tahtadan çıkmanın anahtarı. Her kelime WordSalvo’nun sözlüğünden alınmıştır.
- abaBir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi; aba, bacı
- abdkul, köle
- abeSeslenmek ve dikkati çekmek için özellikle Rumeli'de kullanılan bir söz
- abi
- aboInterjection expressing shock.
- abu
- acaamca
- ace343 servis sayısı
- aczaciz sözcüğünün farklı yazılışı
- acıBazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı
- adaisland
- adiSıradan, bayağı; aşağılık, değersiz.
- adladil sözcüğünün farklı yazılışı
- adncennet
- adumısır, darı
- adı
- afiKarşıdakini etkilemek amacıyla sergilenen abartılı davranış
- aftaphtha
- agabro
- aguSüt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses
- aha► işte
- ahdahit
- ahi
- ahuGüzel, ince, zarif (kadın)
- ait“İlgilendiren” anlamında kullanılan bir söz; ilişkin, değgin
- aka
- aksaxis
- akü
- akıHerhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri; seyelan
- alamulticolored, pied, variegated
- alg► su yosunu
- ali
- aloTelefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü
- alpbrave, heroic
- altbottom
- amabut; however
- amı
- anamain
- anibirdenbire olan, beklenmedik, ansızın gerçekleşen
- ano(Elazığ ağzı) anne, anuko
- antoath
- anıGeçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz; hatıra
- apaelder sister
- araspace or time between two things
- arkİçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılan açık oluk; arık (I), dren, karık (II)
- arpharp
- arthind, rear
- arzearth
- arıYabancı şeylerden arınmış
- arşGökyüzünün en yüksek katı, taht.
- asascepter
- asiBaşkaldıran, isyan eden.
- askAsklı mantarlara özgü üreme organı
- asrasır sözcüğünün farklı yazılışı
- astBirinin buyruğu altında olan görevli; madun
- asıAsmak işi
- ataancestor, forefather
- ate
- ati
- atvTüm arazi ve hava koşullarında çalışmak üzere tasarlanmış, genellikle dört tekerlekli olarak üretilen, tek veya çift kiş
- autTakımla oynanan top oyunlarında, karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması
- ava
- avı
- ayaavuç içi
- aynGörme organı; basar, ayn, çeşm, dide
- ayıMemelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayva
- azamember; members
- azedışı ceylan yavrusu
- azıKöpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan
- aça
- açıBirbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim; zaviye
- ağaa respectful title for an influential man in a society; lord, master
- ağuzehir
- ağı
- aşa
- aşklove (romantic feelings)
- aşıBirtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik
- babkapı
- bad► rüzgâr
- bakwatch out, beware
- balhoney
- bamRepresenting a loud noise or heavy impact.
- banOsmanlı Devleti'nde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen ünvan
- bapKitaplarda bölüm, başlık
- barbar, pub
- basbass
- bat
- bavŞahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi
- baygentleman
- bazBir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü
- baçOsmanlı Devleti'nde gümrük vergisi
- bağconnection
- başhead
- bed
- bejbeige, cream colour
- bek► sert
- belmark, sign
- benego
- bes(halk dili) Bahis.
- betface
- beygentleman, mister
- bezcloth
- beşfive
- bil(Ankara ağzı) bel
- binDokuz yüz doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı
- bipötme sesi
- birSayıların ilki; yek
- bisİkinci kez
- bitYarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek; kehle, ufaklık (
- bizÇokluk birinci kişiyi gösteren söz
- boaKadınların boyunlarına aldıkları yılan biçiminde dar ve uzun kürk, boyun kürkü
- bokDışkı, hayvan veya insan pisliği. Argo bir kelime, değersiz şey.
- bolloose
- bomKararlaştırılan belli sayılarda ve katlarında o sayıyı söylemeyip “bom” deme esasına dayanan bir iskambil oyunu
- bopPoker oyununda, oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar
- borboron
- botboot
- boysize
- bozdun
- boşopen, vacant
- bre"Ey, hey" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- brobro
- bulYalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta
- bundistress
- butthigh
- buzice
- bönstupid
- böyBir tür örümcek.
- böğEklem bacaklılardan, binden fazla türü bulunan, çoğu gececil olup dünyada çöllerde, Türkiye’de de daha çok Güneydoğu Ana
- bükbend, curve
- bülçapı 5mm'den büyük içi seröz yapıda, derideki kabarcık şeklindeki lezyon.
- bütbütünleme sınavı için kullanılan bir kısaltma
- büzPişmiş toprak veya betondan yapılmış kalın su borusu; büz, pöhrenk
- cahKeçi, manda, öküz gibi hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi.
- camglass
- cansoul, life, being
- carTellal ile duyurma
- cayYaz ayı, mevsimi.
- cazjazz (musical art form)
- cağDokuma tezgâhında üzerine ip sarılan yassı makara
- cec(Andırın ağzı) buğday yığını
- cemBir araya getirme
- ceppocket
- cerÇekerek, sürükleyerek götürme
- cet
- ceviğ ve iğlerin ip takmak için yapılmış olan çengeli
- cib(Düziçi ağzı) aşırı
- cifBir malın fiyatına sigorta ve navlun ücretinin de katılmış olduğunu gösteren İngilizce bir terimin baş harflerinden oluş
- cilBir şeye eğilimli, yatkın veya benzer olma anlamı katan yapım eki. (Örn: ölümcül)
- cimArap alfabesinin beşinci harfinin adı
- cinDinî inanışa göre duyularla kavranamayan, insanlar gibi irade ve anlama yeteneğine sahip, ilahi emirlere uymakla yükümlü
- cipHem asfalt hem de arazide kullanılabilen, yüksek, genellikle dörtçeker özelliği olan, motorlu binek aracı
- copKalın, kısa değnek
- coş
- cukKüçültme, sevgi veya şefkat anlamı katan bir ek. (Örn: evcik, kuzucuk)
- cunTürkçe'de tek başına anlamı olmayan veya yaygın bir ek olarak kullanılmayan bir hece.
- cupSuya düşen bir şeyin çıkardığı ses
- cüzpart, section
- cık"Yok, olmaz" anlamında kullanılan bir söz
- cır(Andırın ağzı) aman
- cısÇocukları ateşe ve tehlikeli şeylere karşı uyarırken söylenen bir söz
- cızKızgın yağın içine bir şey atıldığında çıkan ses
- dadLetter of the Arabic alphabet: ض
- dah
- dalbranch
- damroof
- danBir yerden, zamandan veya durumdan ayrılmayı, başlangıcı veya kaynağı belirten ek.
- darnarrow
- dat
- davPostu, kaplan postu gibi çizgili bir tür Afrika zebrası (Hippotigris burchelli)
- dazÇıplak olan (toprak)
- dağYer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü; cebel (I
- daştaş
- defrepulsion, expulsion
- dehBinek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz; dah
- dekuntil, till, up to
- demdew
- dep(Kastamonu, Sinop ağzı) tekmele
- der
- devcop
- deş
- dikBir şeyi toprağa yerleştirmek (fiil) veya eğik olmayan, düz (sıfat).
- dilAğız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
- dinTanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum; diyanet
- dipOyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü; derin
- dirBildirme, kesinlik, olasılık veya genelleme anlamı katan ek fiil. (Örn: güzeldir)
- dizthief
- dokdock
- dol
- donjogging pants
- dozdose
- doğ
- duaTanrı'ya yakarış, dilek ve şükran ifade eden sözler.
- dulwidow, widower
- dunAlçak olan
- duoiki ses veya iki müzik
- dur
- dutmulberry (tree)
- duyElektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer
- duşshower
- dölprogeny, spawn, seed, offspring, child
- dön
- döv
- döşKaburga altı
- dükAvrupa ülkelerinde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk ünvanı
- dünyesterday
- dürBildirme, kesinlik, olasılık veya genelleme anlamı katan ek fiil. (Örn: gelmiştir)
- düttoot
- düzflat, smooth, even
- düşdream
- dışHerhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer; öte, hariç, iç karşıtı
- ebababa
- ebemidwife
- eceKral karısı veya krallığı yöneten kadın; ece
- eci(Havza ağzı) Abla, büyük kız kardeş.
- edaTavır, üslup, davranış biçimi
- ede
- ediİş yapma
- efeYiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi; zeybek
- egeAegean
- egoego
- eke
- eko
- ekü
- elaAçık kestane rengi; ala
- ele
- elkKuzey Avrupa'da yaşayan, geniş dallı boynuzları olan, iri bir tür geyik
- eme(Sivas ağzı) Babanın kız kardeşi, hala
- emrİş buyurma.
- ene
- epeepee
- ere
- ergCGS sisteminde, uygulama noktasını, kuvvet yönünde 1 santimetre hareket ettiren 1 dinlik kuvvetin yaptığı işe eşit olan
- eri
- erkability to have a say in (power to influence)
- ete
- eti
- eve
- evi
- evçEn yüce yer
- eyi(Kıbrıs, Düziçi, Erzurum, Sivas, Kütahya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Zonguldak, Bartın, Karabük ağzı) (Ordu, Uşak, Havza ağz
- eza
- eğefile (tool)
- eşe
- eşi
- fak
- falfortune telling, omen
- fan
- farheadlight
- fasKuzey Afrika'da ülke. Komşuları Batı Sahra ve Cezayir'dir. İspanya ile arasında Cebelitarık Boğazı yer alır. Hem Akdeniz
- fayfault
- fazphase
- faş"Gizli olanı açığa vurmak, duyurmak, ortaya dökmek, dile vermek" anlamlarındaki faş etmek, "belli olmak, açıklanmak, ort
- fekdisassembly
- felgörüngü
- fenFizik, kimya, matematik ve biyolojiye verilen ortak ad
- ferBir şeyin parlak olması
- fesGenellikle kırmızı renkte, tepesi püsküllü, başa giyilen şapka.
- filFilgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan (Elephas
- finFinlandiya’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- fitBirini başkasına karşı kışkırtma
- fiğBaklagillerden, hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki (Vicia sativa)
- fişPrizden elektrik akımı almaya yarayan araç
- flufuzzy
- fobAlıcı ile satıcı arasında kararlaştırılan bir fiyatın, malın satıcı tarafından belli bir limanda gemi üzerinde teslimi ş
- fokseal (pinniped)
- folTavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta veya yumurtaya benzeyen şey
- fonBelirli bir iş için gerektikçe harcanmak üzere ayrılıp işletilen para, kaynak
- forgüçlü, sağlam
- fosSonu boş olan (iş, olay)
- foşSuyun ani ve fazla miktarda dökülmesi sırasında çıkan ses
- fulTamamen, eksiksiz, dolu.
- fut
- fönblow dryer
- föyleaf, brochure
- fügfugue
- fır
- gaffaux pas
- gag343 gülüt
- gah► ara sıra
- gakKarganın çıkardığı ses
- gamsorrow
- garstation (railway)
- gayEşcinsel erkek
- gazgas, matter in an intermediate state between liquid and plasma
- gaş(Giresun ağzı) uçurum
- gel
- gemrein
- gengene
- geyEş cinsel olan erkek
- gezOkun, kirişe geçen ucundaki kertik
- geçlate, delayed
- geşEdâ ve naz yaparak yürüme.
- ginBir durum, nitelik veya eylemin sonucunu belirten yapım eki. (Örn: yorgun)
- git
- giz► sır (II)
- golFutbol gibi oyunlarda topu kaleye sokarak sayı kazanma.
- griBu renkte olan
- gut► damla hastalığı
- göksky
- gölKaraların içinde denizlerle bağlantısı olmayan durgun su birikintisi
- gön(Zonguldak, Sinop, Giresun, Adana) skin
- gör
- götarse, ass (buttocks)
- gözevil eye
- göçmigration, transhumance, immigration
- güjgüç
- gülrose
- gümDerinden ve patlayıcı yankılı gürültü
- günday
- gürbushy
- güzautumn, fall
- güçhard, difficult
- gık"Ses çıkarmasına fırsat vermemek" anlamındaki gık dedirtmemek, "ses çıkarmak, karşı çıkmak, yakınmak" anlamındaki gık de
- gırSöz, lakırtı
- gıçBacak
- hab
- hacMüslümanların Kâbe'yi ziyaret etme ibadeti.
- hadlimit
- hafHücumcularla savunucular arasında yer alan oyuncu
- hahaha
- haklegal entitlement, claim, privilege, title, authority
- halcovered market
- hamraw, unripe
- hankhan
- happill
- har"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçe
- hasinherent in
- hatline
- havKöpeklerin çıkardığı hırıltılı ses.
- hayİyi dilek, azarlama, şaşma, sevinç vb. duyguları bildirmede kullanılan bir söz
- hazjoy, pleasure
- haçChristian cross
- hemand also
- hepaltogether
- herevery
- heySeslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz
- hinZaman, zamane
- his► duygu
- hit► liste başı
- hiçOlumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz
- hiş
- holhall
- honekin biçerken, biçen kişilerin bir defada biçtikleri alana verilen ad
- hopUyarmak amacıyla kullanılan bir söz
- horcontemptible, low
- hoşnice
- hun
- huytemperament
- huğSaz, kamış gibi malzemelerden yapılmış basit barınak.
- huşbirch (wood)
- hölNem
- hötKorkutmak veya dikkati kendi üzerine çekmek için söylenen bir söz
- hürÖzgür bir biçimde
- hütÇok şişmek, kabarmak anlamında kullanılan Hüt dağı gibi şişmek deyiminde geçer
- hıkHıçkırırken boğazdan çıkan ses
- hırKavga, dalaş
- hızHareketteki çabukluk; sürat
- ide
- ifaBir işi yapma, yerine getirme
- ikayapma, etme
- ikiBirden sonra gelen sayının adı; dü
- ilaBelirtilen sayıların da dâhil edildiği aralığı anlatan söz
- ileKelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz
- ilkZaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen; öncel, son karşıtı
- imaDolaylı olarak anlatma, üstü kapalı olarak belirtme; işaretleme, anıştırma, ihsas
- ini
- inçUzunluğu 2,54 santimetre olan İngiliz uzunluk ölçü birimi; parmak, pus (II)
- ipe
- ipi
- iriOlağandan daha hacimli, olağanı aşan büyüklüğü olan; müşekkel, ince karşıtı
- irs
- isa"İyilik edeyim derken kimseyi memnun edemedi" anlamındaki İsa'yı küstürdü, Muhammed'i memnun edemedi atasözünde geçen bi
- iseimek ek eyleminin koşul kipini gösteren -se ekinin bağımsız kelimi biçimi
- itaVerme, ödeme
- itiİtici güç, ilham verici
- iye► sahip
- iyiİstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan; yavuz, kötü karşıtı
- ize
- izi
- içe
- içibir memleketin saygı duyulanı, ileri geleni
- işe
- jadkalça çıkığını iyileştiren taş
- jakA soyjak.
- jelgel
- jenGen
- jetjet
- jigBir Orta Çağ çalgısı
- julBir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda 1 metre değiştiren iş birimi
- jönyoung
- jüljul kavramının farklı yazılışı
- jütIhlamurgillerden, Hindistan ve Bangladeş'te yetişen, ip ve çuval yapımında kullanılan, liflerinden yararlanılan bir bitk
- kadboy
- kafkaf (belirtme hâli kafı, çoğulu kaflar)
- kah► ara sıra
- kak
- kal
- kamsynonym of şaman (“shaman”)
- kanblood
- kapvessel, can, container, holder, pot, case
- karsnow
- kasTellerden oluşan ve kasılarak vücut hareketlerini sağlayan organ ve bu organın telsi dokusu; adale
- katfloor, storey, level
- kavAğaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde
- kay
- kazsilk, but especially raw silk
- kaçhow many
- kaşeyebrow
- kefKaynayan pekmezin, pişen etin üstünde oluşan köpük
- kekcake
- kelbald
- kembad, evil, wicked
- keneski Japonya'da imal edilen düz kılıç
- kepcap, brimless hat
- kerKuvvet, kudret
- kesshut up!
- ket
- keyiyi
- keztime, occasion (an instance or occurrence)
- keşdrug addict
- kik
- kilpeevish
- kim"Hangi kişi?" anlamında cümlede, özne, tümleç, nesne, yüklem görevinde kullanılan bir söz
- kinbirine karşı duyulan intikam alma isteği; öç alma duygusu
- kipÇekimli fiilin bildirdiği oluş ve kılışın; konuşan, dinleyen veya kendisinden söz edilen şahıslar açısından ne biçimde,
- kirVücutta veya nesnelerin üzerinde toplanan pislik.
- kitinsufficient, not enough
- kodsymbol, sign
- kofhollow, rotten
- kohVerem basili (mikrobu) anlamına gelen Koh basili teriminde geçer
- kokcoke (coal product)
- kolarm
- komAğıl, davar ağılı
- korİyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası
- kotdenim
- kov
- koybay
- koztrump
- koçram
- koğKov
- koş
- kulslave
- kumsand
- kuninsan
- kupGiysi kesimi, kesimle verilen biçim
- kurexchange rate
- kus
- kutluck, good fortune
- kuzGölgede kalan (yan)
- kuşbird, fowl
- kökroot
- köpkağnının, öküzlerin kuyruklarının altına gelen kısmı
- körblunt, not sharp
- kösSavaşlarda, alaylarda at, deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul
- köyKırsal yerleşim birimi, kasabadan küçük, evlerin toplu olduğu yer.
- közember, cinder
- küfEkmek, peynir vb. organik maddelerin üzerinde, nem ve ısının etkisiyle oluşan, çoğu yeşil renkli mantar
- külYanan şeylerden artakalan toz madde
- kün(Düziçi ağzı) gün. Kullanımı oldukça sınırlıdır. 'Ben onu künde görüyöm.'
- küplarge earthenware jug with a narrow neck
- kürİyi bakım ve ilaç tedavisi
- küsno longer on speaking terms
- kütblunt, dull
- kıh(çocuk dilinde) Kir, kirli, pis
- kılBazı hayvanların derisinde, insan vücudunun belli yerlerinde çıkan, üst deri ürünü olan ipliksi uzantı
- kınBıçak, kılıç vb. kesici araçların kabı
- kırBeyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk
- kıtİhtiyaca yetmeyecek kadar az, bol (II) karşıtı
- kıy
- kızDişi çocuk
- kıçKuyruk sokumu bölgesi; dip, göt, kaba et, kaba but, popo, toto (I), makat, mabat, küfe
- kığKoyun, keçi veya deve pisliği; kığı
- kışKuzey yarım kürede 22 Aralık-21 Mart, güney yarım kürede 21 Haziran-23 Eylül tarihleri arasındaki zaman dilimi, sonbahar
- lafBir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi; lakırtı, kal (II), kavil, kelam, laf
- lakUzak Doğu'da yetişen Amerikan elmasından çıkan zamk
- lalDili tutulmuş, konuşamaz duruma gelmiş
- lamArap alfabesinin yirmi üçüncü harfinin adı
- lan
- lapYumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses
- larİsimlere gelerek çokluk anlamı katan çoğul eki. (Örn: evler, çocuklar)
- lavlava
- lazGüney Kafkasya’da yaşayan bir halk veya bu halktan olan kimse
- leb"Daha söze başlanırken ne denmek istenildiğini çabucak anlamak" anlamındaki leb demeden leblebiyi anlamak deyiminde geçe
- ledUnder somebody's control or leadership.
- lefİçine sokma, iliştirme
- lehBir tarafı tutma, birinin yanında olma durumu.
- lep► dudak
- levBulgar para birimi.
- leyMoldova ve Romanya'nın para birimi
- leşsomething that has a very pungent stink
- lifHer türlü maddeyi oluşturan çok ince ve uzun parça
- ligTakımların belli kurallar çerçevesinde karşılıklı olarak iç ve dış sahalarda karşılaştıkları yarışma grubu
- likİsimden isim yapan, meslek, yer, soyut kavram veya durum belirten yapım eki. (Örn: doktorluk)
- limKüçük limon
- lirKaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı
- lokGemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz
- lopYumuşak, yuvarlak ve irice; löp
- lorBir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir
- lot► tutam (II)
- lov(Düziçi ağzı) bir mekanı düzleştirmeye yarayan, ağır olan silindir biçimindeki cisme
- loğToprağı sıkıştırmak veya düzeltmek için kullanılan silindir biçimli araç.
- loşdark, gloomy, dim
- luobaşına, yalnızca
- lupBir tür büyüteç
- lökYedi yaşından büyük erkek boz deve
- löpsoft, tender
- lösEn çok vadilerde, yamaçlarda bulunan, kil ve kum karışımı, sarı renkli verimli balçık
- lükİsimden isim yapan, meslek, yer, soyut kavram veya durum belirten yapım eki. (Örn: gözlük)
- lüpEmek vermeden ele geçirilen şey
- lığ
- mah► ay (II)
- mai
- makFiillere gelerek isim fiil (mastar) yapan ek. Eylemin adını belirtir. (Örn: gelmek)
- malcattle
- manFiilden isim yapan, meslek veya nitelik belirten yapım eki. (Örn: öğretmen, uzman)
- mas
- matSatranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi
- maçmatch
- maşSaçları kıvırmak için kullanılan alet; maşa.
- meh► ay (II)
- menYasaklamak, engellemek, alıkoymak.
- met► kabarma, cezir karşıtı
- meyÜzüm veya başka meyve sularını türlü yöntemlerle mayalandırarak elde edilen alkollü içki; bade, çakır (II), mey (I), mül
- meçSüngü gibi yalnız batırılarak yaralamaya yarayan, kısa, düz ve ensiz kılıç
- milSelin sürükleyip getirdiği çok küçük taneli çamurlaşmış kum ve toprak karışımı
- mimArap alfabesinin yirmi dördüncü harfinin adı
- mirBir asker topluluğunun başı; kumandan, bey (I), mir
- misGüzel kokulu bir madde; misk
- mitGeleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi;
- modmode
- molbol, vasi
- monAsık yüzlü, yüzü gülmeyen.
- morpurple
- mufİki elektrik borusunu uç uca eklemekte kullanılan küçük boru parçası
- mumcandle
- musKöpük kıvamında tatlı veya tuzlu bir tür yiyecek
- mutjoy
- muzbanana
- muşAltı düz, küçük gezinti vapuru
- mül
- mürÇeşitli ağaçlardan elde edilen, özellikle Yakın Doğu'da ilaç yapımında ve parfümeride yararlanılan kokulu, yapışkan bir
- mıhBüyük çivi
- nahBir şey gösterilirken veya bir şeye işaret edilirken söylenen bir söz; aha, ahacık, nah
- nalAt, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın şekline uygun demir parçası; nalça
- namname
- nan► ekmek (I)
- narpomegranate
- nasAçıklık, açık ve kesin yargı
- nazcoyness, coquetry
- naşHadi işine!
- nemmoisture
- nenşey
- netnet
- nevçeşit, cins, tür
- neyKlasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan yapılmış, üflemeli b
- nim
- nirboyunduruk
- nişDuvar içinde bırakılan oyuk
- nod343 yumru
- nomEski Mısır'da şehir devleti
- norPeynir suyunun kaynatılmasıyla elde edilen bir tür peynir; lor.
- nota short message; note
- nuh"İnat etmek, ayak diremek" anlamındaki Nuh deyip peygamber dememek ve "çok eski, çoktan modası geçmiş, köhnemiş" anlamın
- nurCisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; çerağ, ziya, nur, şavk
- obaGöçebelerin konak yeri
- ocaOsman Cihan Ateş
- odaroom, chamber
- offçalışmaz durumda, kapalı (elektrikli aletler ve makineler için)
- ohaBüyükbaş hayvanları durdurmak için kullanılan bir seslenme sözü
- ohmÜzerinde hiçbir elektromotor kuvvet bulunmayan ve iki ucu arasına bir voltluk potansiyel farkı uygulandığında bir amper
- ojenail polish
- oka
- oku
- ola
- ole► yaşa
- oma► kalça kemiği
- onaÜçüncü tekil şahıs zamirinin yönelme hali; 'o' kişisine veya şeye doğru.
- onsounce
- onuÜçüncü tekil şahıs zamirinin belirtme hali; 'o' kişisini veya 'o' şeyi.
- oraAnlatana veya söyleyene uzakta olan yer; orası
- orgorgan
- orkSaçak, püskül
- otoyolcu veya yük taşımak üzere tasarlanmış, motorlu ve tekerlekli kara ulaşım aracı, otomobil
- otu
- outmoda olmaktan çıkmış, revaçta olmayan, tutulmayan.
- ovaplain, grassy plain, lowland
- oyaneedle lace
- oyu
- oşt(Düziçi, Afyonkarahisar, Denizli, Trabzon, Çorum, Tokat, Ağrı, Şanlıurfa, Gaziantep ağzı) (Yozgat, Ankara, Kayseri, Niğd
- pafHomurdanmaya benzer bir ses
- pahEğik olarak kesilmiş kenar
- pakpure
- palBir cins güvercin
- pasSu içinde ve nemli havada metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde
- patsynonym of kasımpatı (“chrysanthemum”)
- pavşahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi
- payportion
- paçbaç
- pedsanitary towel, sanitary napkin
- pehVurgusuna göre beğenme, şaşırma, küçümseme veya yerme ifade eden bir söz
- pekvery
- perBazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
- pesYenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için veya birinin şaşkınlık veren davranışlarına karşılık olarak kullanılan bir söz
- petEvde beslenen kuş, kedi, köpek vb. hayvan
- peydeposit
- peçRus mimarisinde odaları ısıtmak için yapılan fırın tarzı ocak
- peşback
- pik► dökme demir
- pilKimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç; batarya
- pimİç içe geçen veya birbiri üzerine gelen parçaları tutturmaya yarayan bir tür tahta veya metal çivi
- pin(Havza ağzı) Kümes
- pirYaşlı, koca, ihtiyar kimse
- pisKendinde pislik olan veya pislenmiş olan
- piçAnası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk; gayrimeşru çocuk, haramzade, veledizina
- pişön, ön taraf ,ileri
- pli
- pmo
- pofYere düşen kaba ve yumuşakça bir şeyin, aniden alev alan veya havası boşalan bir nesnenin çıkardığı ses
- pog(bıyık için) Gür ve uzun
- poppop
- posGür ve uzun (bıyık)
- potKötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım
- poy► boy otu
- pozpose
- pubİngiliz lokanta public house
- pufArkalıksız, alçak, yumuşak, ayakları gözükmeyen oturacak
- pulstamp
- pushaze
- putBazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne; tapıncak, sanem, fetiş
- pöfInterjection expressing tiredness or disgust
- pöç► kuyruk sokumu kemiği
- püfBir ateşi söndürmek veya canlandırmak için dudakları hafifçe büzerek dışarı verilen soluğun çıkardığı ses
- pür► dolu (II)
- pırKuş kanatlarının çıkardığı ses
- pıtÇok küçük bir nesnenin, su damlasının yere veya herhangi bir şey üzerine düşmesiyle çıkan hafif ses
- rab
- rafshelf
- ramBoyun eğen, kendini başkasının buyruğuna bırakan
- rapAyakların yürürken çıkardığı ses
- rat(Niğde ağzı) rahat
- rayrail
- raz► sır (II)
- red
- renA kidney.
- retrefusal
- reyDüşünce, görüş, fikir
- riaırmak ağızlarında ya da akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde deniz baskını sonucunda oluşan yüksek ken
- rikyazıları kurutmak için kullanılan ince kum
- ritFarklı Mason gruplar tarafından kabul edilen Masonik öğretilerden her biri.
- rolBir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı
- romrum
- ropdress
- rotMotorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek arasındaki bağlantıyı sağlayan düzenek
- ruaking
- rufBinaların en üst katında bulunan, açık veya kapalı eğlence yeri
- ruhsoul, spirit
- rujlipstick
- rumAnadolu'da yaşamış veya yaşayan Helen kökenli halk.
- runIII-XIII. yüzyıllarda İngiliz İskandinav dillerinde kullanılan alfabenin harflerinin her biri
- rusRusya Federasyonu’nda yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse; Moskof
- rutAzgınlık dönemi, ilişki dönemi, geyik ve benzeri hayvanların kızışması.
- ruz
- rünRünik yazıdaki harflerin her biri
- rıhYazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir kum türü
- saca tin metal baking plate
- sadLetter of the Arabic alphabet: ص
- safpure
- sahBir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret
- sakUykusu hafif
- salraft
- sam► sam yeli
- sanname
- sapstem, stalk
- sar
- sat
- savcontention
- say
- sazrush, bulrush; cattail; sedge; reed
- saçBaş derisini kaplayan kıllar
- sağright (side)
- sekunadulterated
- selflood
- sem
- senTeklik ikinci kişiyi gösteren söz
- ser
- sesvoice, sound
- setToprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılan kalın duvar
- sev
- sifİthalatta bir malın bedeli, sigortası ve navlun giderleriyle birlikte olmak üzere maliyeti
- sihHindistan'ın Pencap bölgesinde yaşayan bir topluluk
- sikthick, dense
- silodun, ağaç yarmakta kullanılan demir, ağaç kama
- simGenellikle işlemelerde kullanılan, gümüş görünüşünde ve parlaklığında olan iplik vb
- sin
- sisAtmosferdeki su buharının yeryüzüne yakın yerlerde yoğuşmasıyla oluşan alçak bulut tabakası
- sitTarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı
- sizİkinci çoğul şahıs zamiri; birden fazla kişiyi veya saygı ifadesi olarak tek kişiyi işaret eder.
- ski
- sofBir çeşit sertçe, ince yünlü kumaş
- solleft (side)
- sompure
- sonlast, final
- sor
- sossauce
- soyfamily, kin, tribe, people
- sup
- surcity wall
- susUsed to show agreement, that the addressee need not say any more
- sutEskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı
- suçcrime, offense
- suşstrain (a particular variety of a microbe, virus, or other organism, usually a taxonomically infraspecific one)
- sörsir (all senses)
- sözlyric
- sün
- sür
- süsfrippery, garnish
- sütmilk
- süzBir sıvıyı katı maddelerden ayırmak için elekten geçirmek.
- sıkBenzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı
- sırBazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk verni
- sıç
- sığDerinliği az, dibi yüzeyine yakın olan (göl, deniz, akarsu vb.)
- tab
- takarch
- talKök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı
- tamexactly
- tandawn, twilight
- tap(Düziçi ağzı) Beceri.
- tarDoğu Anadolu ile Azerbaycan'da çalınan bir çalgı türü
- tasGenellikle içine sulu şeyler konulan metal vb.nden yapılmış kap
- tattaste
- tavİşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu
- tayÜç yaşına kadar olan at yavrusu
- taçcrown
- taşstone, rock (aggregate of solid mineral matter)
- teftambourine
- teksingle, sole, only
- telwire
- tem
- tenskin
- tep
- tersweat
- tezessay
- teç► çeç
- teş
- tikHerhangi bir kas kümesinin irade dışı hareketi
- timGüvenlik güçlerinde belirli bir iş veya hizmeti başarabilecek güçteki en küçük birlik
- tinBirtakım fizikötesi kurucularının, gerçeği ve evreni açıklamak için her şeyin özü, temeli veya yapıcısı olarak benimsedi
- tiptür, çeşit, örnek
- tizİnce keskin (ses), pes karşıtı
- tokNot hungry; sated, full.
- tolTaş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey
- tontonne, metric ton
- topball
- toryoung
- tosAlın veya boynuzla vuruş
- toyimmature, naive, especially due to one's young age
- tozdust
- tuh"Yazıklar olsun, vah vah" anlamlarında aşağılama amacıyla söylenen bir söz; tu
- tul► boylam
- tunGizli yer, köşe bucak
- turtour, a journey through a building, estate, country etc.
- tut
- tuytüy
- tuzsalt
- tuğBazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy; tuğ, tepelik
- tuşPiyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerleri
- tök(Havza ağzı) Hindi.
- töm(halk ağzı) hayvan
- tör
- tösHayvanı töskürtmek için söylenen bir söz
- tözessence, substance
- tüfYanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökel
- tüh"Vah vah" anlamında pişmanlık bildiren bir seslenme sözü; tü
- tülÇok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma
- tümentire, complete
- tün► gece
- tüptube
- türspecies
- tüt
- tüybody hair, especially a shorter one
- tıhKeçi tersi ,dışkısı.
- tıkİnce ve küçük bir nesne ile sert bir yere vurulduğunda çıkan ses
- tınTınlayan şeyin çıkardığı ses, tınlama sesi
- tıpHastalıkları iyileştirmek, hafifletmek veya önlemek amacıyla başvurulan teknik ve bilimsel çalışmaların tümü; tababet
- tırGenellikle uluslararası kara yolu taşımacılığında kullanılan, dingil sayısı fazla olan uzun kamyon
- tısKaz, kedi, yılan vb.nin çıkardığı ses
- tığDantel veya yün örmekte kullanılan, ucu çengelli kısa şiş
- ucaKalça kemiklerinin birleştiği yer, oturulacak yerin iki tarafı
- ucu
- udiUt çalan sanatkâr; utçu
- ufo► uçan daire
- ulaMuğla iline bağlı ilçelerden biri
- ulugrand, great, lofty, sublime
- umu
- unu
- urdKuru ot veya çalıların yanması.
- utvHafif ve üstünde kafes biçiminde karoseri olan atv
- uyu
- uza
- uziKısa sürede birçok mermi atabilen, isabet oranı düşük, tek elle de kullanılabilen bir tür makineli tüfek
- uzoYunan rakısı
- uça
- vah"Yazık" anlamında söylenen bir söz
- vakquacking sound
- vanTürkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- varMevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı
- vatSaniyede bir jullük iş yapan bir motorun güç birimi
- vayŞaşma anlatan bir söz
- vaz
- ver
- vogBeğenilme, tutulma, rağbet, itibar
- vur
- vınVınlama sesi
- vızBöcek uçarken veya atılan bir şey hızla geçerken çıkan ses
- yadforeign
- yakyak (ox-like mammal)
- yalKöpek ve sığırlara yedirilmek için un ve kepekle hazırlanan yiyecek
- yanside
- yap
- yarcliff, scarp, precipice
- yasmourning
- yatyacht
- yaybow (weapon)
- yazsummer
- yağoil
- yaşfresh, wet, moist
- yek
- yelfart
- yemfeed, fodder
- yenyen (Japanese currency)
- yerplace, location
- yeğbetter
- yivBir yüzeyin üzerinde çizgi biçiminde olan, sarmal girinti veya çıkıntı
- yokBulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.); namevcut, nanay var karşıtı
- yolpath, road, way
- yomİyi talih, iyi haber
- yozunsown, unplanted
- yoğ
- yufKınama, üzüntü, nefret bildiren bir söz
- yugBoyunduruk.
- yuhInterjection expressing surprise
- yuğkoyun ve keçinin işlenmemiş yününü elde ip haline getirmeye yarayan tahta alet
- yöndirection
- yükload
- yünwool
- yüzhundred
- yık
- yılDünya'nın, Güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman
- yırİslamlık öncesi sözlü Türk edebiyatında koşma ve türkülere verilen genel ad
- zaczaç kavramının farklı yazılışı
- zadazık. Yolda yenecek veya içilecek gıda maddesi
- zamsurcharge
- zansuspicion, presumption, supposition
- zarİnce perde veya örtü
- zatperson, individual
- zaçKükürtle demir bileşimlerinden biri
- zağ
- zedvurma, dövme
- zelOsmanlı Türkçesi
- zem
- zen
- zer
- zilİşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düze
- zircrazy – used only in the fixed phrase zırdeli, added as an intensifier to deli (crazy)
- zommature
- zonBenzer hayvan ve bitki türlerinin bir arada bulunduğu alan
- zorhard, difficult
- zot(Gümüşhane, Giresun, Trabzon ağzı) inatçı
- zugtren
- zum► optik kaydırma
- zülAyıplanacak şey
- zıhGiysilerin kol, yaka, etek vb. kenarlarına dikilen şerit veya kaytan
- zıpZıplayan veya birdenbire fırlayan bir şeyin hareketi veya çıkardığı ses
- zıt
- çadOrta Afrika'da, denize kıyısı olmayan ülke. Kuzeyinde Libya, batısında Nijer, Nijerya ve Kamerun, güneyinde Orta Afrika
- çakSöylenen sözü, yapılan davranışı onayladığını göstermek veya sevinci paylaşmak üzere karşısındaki kişinin elini kendi el
- çalTaşlık yer, çıplak tepe
- çamİğne yapraklı, kozalaklı, genellikle reçineli, her mevsim yeşil kalan bir ağaç.
- çanbell (metallic resonating object)
- çapdiameter
- çar(video games) playable character in a video game
- çatcrack
- çav
- çaytea (plant)
- çaçşalgam ve patates vb. bitkilerin toprak üstündeki yeşil dalları
- çağera, epoch, age, period
- çekcheck, cheque
- çemyeşilliği bol olan yer
- çerGelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında çer çöp veya çerden çöpten ikilemelerinde geçer
- çet(Kars ağzı) İyice dövülmemiş buğdayın kalburda toplanan kısmı.
- çeçTahıl yığını; teç
- çilOrman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş; dağ tavuğu (Tetrastes bonasia)
- çimBuğdaygillerden, bahçelerin, yol kenarlarının ve parkların yeşillendirilmesinde yararlanılan çok yıllık bitki (Lolium)
- çinAsya'da komünistlikle idare edilen ve nüfus sayımlarına göre Dünya'nın en kalabalık nüfuslu ülkesi.
- çipMilimetrik yüzeyler üzerinde on binlerce devre elemanından oluşan, karmaşık elektronik devrelerin yerleştirildiği, genel
- çirKayısı, erik, zerdali vb. meyvelerin kurusu
- çisBazı bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir tür şekerli öz su
- çiyHavada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları; şebnem, jal
- çişÇocuk dilinde idrar
- çokmuch, many, plenty, a lot
- çolkurt,börü
- çor
- çot(Ankara ağzı) Sakat
- çulGenellikle kıldan yapılmış kaba dokuma
- çöldesert
- çöprubbish bin
- çöz
- çükerkeklik organı
- çütÇift
- çüşInterjection expressing surprise
- çık
- çın
- çıpEllerin birbirine vurulmasıyla çıkan ses
- çıtHafif ve anlık ses
- çığDağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi
- öcübogeyman
- öde
- ögeBir bütünün parçası, unsuru; bir kümenin elemanı.
- öhöBir kimsenin kendi varlığını belli etmek, söylenen bir şey üzerine dikkat çekmek, birine takılmak vb. amaçlarla öksürür
- öke
- ölç
- ölüdead
- öneönce, ilkönce
- önü
- öpe
- örfBir toplumda eskiden beri süregelen gelenek, adet, töre.
- örkHayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip; örük
- örsanvil
- ört
- örüSaç örgüsü; örülmüş şey.
- ötebeyond
- özeLaboratuvarda bakteri üretimi işleminde kullanılan ince telli çubuk
- özü
- öğekimyasal çözümlerle ayrıştırılamayan ya da bireşim yoluyla elde edilemeyen özdek
- üceYüce
- ünü
- üreurea (CO(NH₂)₂)
- üstexcess money, change
- ütüGenellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç
- üyemember
- üçe
- üçü
- ğargar
- ıhıİşte.
- ılı(Sivrihisar ağzı) Yavaş hareket eden, yavaş iş gören.
- ıra
- ırkKalıtımsal olarak ortak fiziksel ve fizyolojik özelliklere sahip insanlar topluluğu; budun
- ırzBir kimsenin, başkaları tarafından dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken iffeti
- ısıBir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına yol açan fiziksel enerji
- ıyyHerhangi bir şeyden iğrenme, tiksinme anlamı verir.
- ışı
- şadjoyful, happy, pleased, glad
- şahshah, ruler
- şakEni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses
- şalshawl
- şamSuriye'nin başkenti
- şanreputation, the worth or estimation in which something or someone is held
- şapalum
- şatSığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz bir çeşit tekne
- şay(Konya ağzı) çay
- şaz► kural dışı
- şaş
- şeb► gece
- şedSıkı bağlama , sıkma
- şefboss, leader
- şehŞah
- şek► kuşku
- şem
- şenhappy, cheerful
- şerA mischievous child. (this sense in modern Turkish is most contemporary, often in compounds, such as "şer çocuk")
- şetSıkarak bağlama, sıkma
- şevchamfer
- şeygenital organ
- şeş
- şiaİslamiyet'te Hz. Ali'ye yandaş olan kimseler
- şifPamuk kozası
- şiiŞiilik mezhebinden olan kimse
- şinŞadi, cünbüş, zevk, sefa
- şipAni ve hızlı bir hareketi veya sesi belirtir.
- şişŞişmiş olan yer; şişlik (I)
- şokshock
- şom
- şorRusya Federasyonu’na bağlı Hakas Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- şovsynonym of gösteri
- şoş(Kars ağzı) şose
- şua► ışın
- şuhNeşeli, canlı, kıvrak olan (kadın)
- şutshoot
- şuğ(Erciş ağzı) Ağacın bir yıllık sürgünü.
- şıkGüzel, zarif, modaya uygun
- şıpDüşen su damlasının çıkardığı ses
WordSalvo'nun Turkish sözlüğünden kelime listesi, 155258 kelime, 2026-06-14.
Sıkça sorulan sorular
- Bu üç harfli kelime listesi nereden geliyor?
- Doğrudan WordSalvo’nun sözlüğünden; oyunun kabul ettiği üç harfli kelimelerin tam olarak kendisi.
- Üç harfli kelimeleri nasıl ezberlerim?
- Onları ikinci harflerine göre grupla ve önce yaygın iki harfli kelimelere kanca atanları öğren.
- Tanımlar oyun için önemli mi?
- Puan için değil; geçerli bir kelime anlamını bilsen de bilmesen de puan getirir. Tanımlar öğrenmek içindir.
Daha fazla kelime listesi
- WordSalvo’da Geçerli İki Harfli Kelimeler
- WordSalvo’da Geçerli Dört Harfli Kelimeler
- WordSalvo’da Geçerli Beş Harfli Kelimeler
- WordSalvo’da Geçerli U’suz Q İçeren Kelimeler
- WordSalvo’da Geçerli Z İçeren Kelimeler
- WordSalvo’da Geçerli X İçeren Kelimeler
- WordSalvo’da Geçerli J İçeren Kelimeler
- WordSalvo’da Geçerli Yüksek Puanlı Kelimeler